Bir Zamanlar Her Köyde Vardı: Of'ta Hızarcılık

Of (Gökhan Karataş) - | 16.01.2026 - 15:35, Güncelleme: 16.01.2026 - 15:35 152 kez okundu.
 

Bir Zamanlar Her Köyde Vardı: Of'ta Hızarcılık

Bir zamanlar her köyde bulunan hızarcılar, Of'un ahşapla kurduğu kadim bağın sessiz tanıkları olarak hafızalarda yaşamaya devam ediyor.
OF'TA KAYBOLAN MESLEKLER (1) Of'un Sesi Özel Haber / Gökhan Karataş Bir Zamanlar Her Köyde Vardı: Hızarcılık Of'un dağlarında bir zamanlar hızarın sesi yankılanırdı. Orman köylerinde gün doğmadan başlayan ve gün batımına kadar süren bu ses, yalnızca kütüğün tahtaya dönüşümünü değil; emeği, ustalığı ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir yaşam kültürünü anlatırdı. Bugün ise hızarcılık, Of'un hafızasında kalan ve kaybolmaya yüz tutan meslekler arasında yer alıyor. Kütükten Tahtaya Uzanan Emek Hızarcılık, elektriğin ve modern makinelerin yaygınlaşmadığı yıllarda ahşap üretiminin temel yöntemiydi. Of başta olmak üzere Trabzon'un Maçka, Sürmene, Tonya ve Çaykara ilçelerinde neredeyse her köyde bir hızarcı bulunurdu. Ahşap evlerden ahırlara, yayla evlerinden ambarlara kadar pek çok yapı, hızarcı ustalarının elinden çıkan kerestelerle inşa edilirdi. Bu meslek en az iki ustanın birlikte çalışmasını gerektirirdi. Yaklaşık 1,5–2 metre uzunluğundaki çelik hızar, biri üstte diğeri altta olmak üzere iki usta tarafından aşağı yukarı çekilerek kullanılırdı. Ter içinde, ritmik bir uyumla yapılan bu çalışma saatler sürer; kütükler milimetrik hassasiyetle tahtaya dönüştürülürdü. Atölyesiz Ustalar Hızarcıların sabit bir atölyesi yoktu. Çalışma alanları çoğu zaman orman içleri, ev avluları ya da geçici olarak kurulan tezgâhlardı. Yanlarında hızarın yanı sıra balta, keser, kerpeten, eğe ve çırpı ipi gibi temel el aletleri bulunurdu. Ölçü, çoğu zaman cetvelle değil; ustaların yıllara dayanan tecrübesiyle belirlenirdi. Of'un dağlık coğrafyası ve zengin orman varlığı, hızarcılığı uzun yıllar boyunca vazgeçilmez bir geçim kaynağı haline getirdi. Bölgenin yerel mimarisi de bu zanaat sayesinde şekillendi. Neden Yok Oldu? 1980'li yıllardan sonra elektrikli testerelerin yaygınlaşması, kereste fabrikalarının artması ve hazır malzemenin ucuzlaması hızarcılığın sonunu hazırladı. Betonarme yapılaşmanın artmasıyla birlikte ahşap yapı geleneği de geri plana itildi. Mesleğin ağır fiziksel emek gerektirmesi, yeni kuşakların bu alana yönelmemesine neden oldu. Usta–çırak ilişkisinin kopmasıyla birlikte bilgi aktarımı da büyük ölçüde kesildi. Bugün Trabzon genelinde geleneksel yöntemlerle hızar çeken usta sayısının bir elin parmaklarını geçmediği ifade ediliyor. Bir Meslekten Fazlası Hızarcılık yalnızca bir üretim faaliyeti değil; Of'un kırsal yaşam kültürünün önemli bir parçasıydı. Ahşapla kurulan bağ, kullanılan yerel terimler, ustaların hikâyeleri ve çalışma ritüelleri bu mesleği kültürel miras niteliğine taşıyor. Uzmanlara göre hızarcılık, somut olmayan kültürel miras kapsamında değerlendirilmesi gereken zanaatlar arasında yer alıyor. Yaşayan ustaların anlatıları ve mesleğe dair bilgiler kayıt altına alınmadığı takdirde bu kadim zanaat, yalnızca hatıralarda kalacak. Hafızalarda Kalan Ses Bir zamanlar Of dağlarında yankılanan hızar sesi bugün neredeyse tamamen susmuş durumda. Ancak hızarcılık, doğayla uyumlu üretimin ve emeğin simgesi olarak Of'un belleğinde yaşamaya devam ediyor. "Of'ta Kaybolan Meslekler" serisinin bir sonraki bölümünde, yok olmaya yüz tutan başka bir zanaatin izini süreceğiz. Kaynak: Of'un Sesi Özel Haber / Gökhan Karataş
Bir zamanlar her köyde bulunan hızarcılar, Of'un ahşapla kurduğu kadim bağın sessiz tanıkları olarak hafızalarda yaşamaya devam ediyor.

OF'TA KAYBOLAN MESLEKLER (1)

Of'un Sesi Özel Haber / Gökhan Karataş

Bir Zamanlar Her Köyde Vardı: Hızarcılık

Of'un dağlarında bir zamanlar hızarın sesi yankılanırdı. Orman köylerinde gün doğmadan başlayan ve gün batımına kadar süren bu ses, yalnızca kütüğün tahtaya dönüşümünü değil; emeği, ustalığı ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir yaşam kültürünü anlatırdı. Bugün ise hızarcılık, Of'un hafızasında kalan ve kaybolmaya yüz tutan meslekler arasında yer alıyor.

Kütükten Tahtaya Uzanan Emek

Hızarcılık, elektriğin ve modern makinelerin yaygınlaşmadığı yıllarda ahşap üretiminin temel yöntemiydi. Of başta olmak üzere Trabzon'un Maçka, Sürmene, Tonya ve Çaykara ilçelerinde neredeyse her köyde bir hızarcı bulunurdu. Ahşap evlerden ahırlara, yayla evlerinden ambarlara kadar pek çok yapı, hızarcı ustalarının elinden çıkan kerestelerle inşa edilirdi.

Bu meslek en az iki ustanın birlikte çalışmasını gerektirirdi. Yaklaşık 1,5–2 metre uzunluğundaki çelik hızar, biri üstte diğeri altta olmak üzere iki usta tarafından aşağı yukarı çekilerek kullanılırdı. Ter içinde, ritmik bir uyumla yapılan bu çalışma saatler sürer; kütükler milimetrik hassasiyetle tahtaya dönüştürülürdü.

Atölyesiz Ustalar

Hızarcıların sabit bir atölyesi yoktu. Çalışma alanları çoğu zaman orman içleri, ev avluları ya da geçici olarak kurulan tezgâhlardı. Yanlarında hızarın yanı sıra balta, keser, kerpeten, eğe ve çırpı ipi gibi temel el aletleri bulunurdu. Ölçü, çoğu zaman cetvelle değil; ustaların yıllara dayanan tecrübesiyle belirlenirdi.

Of'un dağlık coğrafyası ve zengin orman varlığı, hızarcılığı uzun yıllar boyunca vazgeçilmez bir geçim kaynağı haline getirdi. Bölgenin yerel mimarisi de bu zanaat sayesinde şekillendi.

Neden Yok Oldu?

1980'li yıllardan sonra elektrikli testerelerin yaygınlaşması, kereste fabrikalarının artması ve hazır malzemenin ucuzlaması hızarcılığın sonunu hazırladı. Betonarme yapılaşmanın artmasıyla birlikte ahşap yapı geleneği de geri plana itildi.

Mesleğin ağır fiziksel emek gerektirmesi, yeni kuşakların bu alana yönelmemesine neden oldu. Usta–çırak ilişkisinin kopmasıyla birlikte bilgi aktarımı da büyük ölçüde kesildi. Bugün Trabzon genelinde geleneksel yöntemlerle hızar çeken usta sayısının bir elin parmaklarını geçmediği ifade ediliyor.

Bir Meslekten Fazlası

Hızarcılık yalnızca bir üretim faaliyeti değil; Of'un kırsal yaşam kültürünün önemli bir parçasıydı. Ahşapla kurulan bağ, kullanılan yerel terimler, ustaların hikâyeleri ve çalışma ritüelleri bu mesleği kültürel miras niteliğine taşıyor.

Uzmanlara göre hızarcılık, somut olmayan kültürel miras kapsamında değerlendirilmesi gereken zanaatlar arasında yer alıyor. Yaşayan ustaların anlatıları ve mesleğe dair bilgiler kayıt altına alınmadığı takdirde bu kadim zanaat, yalnızca hatıralarda kalacak.

Hafızalarda Kalan Ses

Bir zamanlar Of dağlarında yankılanan hızar sesi bugün neredeyse tamamen susmuş durumda. Ancak hızarcılık, doğayla uyumlu üretimin ve emeğin simgesi olarak Of'un belleğinde yaşamaya devam ediyor.

"Of'ta Kaybolan Meslekler" serisinin bir sonraki bölümünde, yok olmaya yüz tutan başka bir zanaatin izini süreceğiz.

Kaynak: Of'un Sesi Özel Haber / Gökhan Karataş

Trabzon HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ofunsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.